DOLAR 43,6062 0.16%
EURO 51,6027 0.37%
ALTIN 6.942,613,13
BITCOIN %
İstanbul
°

02:00

İMSAK'A KALAN SÜRE

adana haber - agrı haber - haber ajansı - akdag haber - akit tv haber - almanya haber - ana haber bülteni - news haber - ankara haber - arabistan haber - asayiş haber - spor haber - ataköy haber - avrupa gazetesi - avustralya haber - aybastı haber - azerbaycan haber - bağdat haber - bartın haber - başakşehir haber - basın bülten - batum haber - bayburt haber - beykent haber - bilişim haber - boomerang haber - çankırı haber - cnbc haber - cnn haber - dobra haber - doğuş gazetesi - dolunay haber - doruk haber - dünya haber merkezi - ermenistan haber - flash haber - fox haber - fox tv haber - fransa haber - gazete gündem - gaziantep haber - gaziantep haber - giresun haber - global bülten - gümüşhane haber - gümüşhane manşet/a> - gürcistan haber - haber28 haber - 365 haber - 365tv haber - haber60 haber - haber ajansı - haber aktif - best haber - birgün haber - objektif haber - haber özetleri - sizin haber - hakkari haber - hep haber - ığdır haber - ılgın haber - ingiltere haber - internet haber - iskenderun haber - istihbarat haber - kadının sesi haber - kanada haber - kanal24 haber - kanal7 haber - kanal a haber - kanal t haber - kapsam haber - karadeniz haber - karamürsel haber - kazakistan haber - kent haber - kıbrıs haber - kıbrıs tv haber - küçükçekmece haber - maçka haber - madtv haber - magazinpress haber - makedonia haber - malatya haber - megachannel haber - merkez ana haber - muş haber - olay tv haber - öncü haber - özbekistan haber - özgür haber - özlem haber - parti haber - pause haber - polis haber - samsun gazete haber - sandıklı haber - seçim haber - sendika haber - show haber - show tv haber - sivil haber - star tv haber - suriye haber - tatil haber - teşkilat haber - tokat gazete haber - trt1 haber - türkistan haber - tv5 haber - tvnet haber - ultra haber - ulusal bülten haber - ulusal kanal haber - vatan haber - uluslararası haber - yerel bülten haber - yeryüzü haber - zaman haber - adalet haber - adana gündem haber - alem haber - aliağa haber - amasya haber - anadolu manşet haber - ankara güncel haber - antalya haber - antep gazetesi haber - askeri haber - aydın haber - bağcılar haber - basın haber - beylikdüzü haber - beypazarı haber - beyşehir haber - bodrum haber - bomba haber - bozkır haber - cep haber - çeşme haber - denizli gündem haber - doğubeyazıt haber -elbistan haber - erzurum gündem haber - evrensel haber - evrim haber - gaziantep bülten haber - girişim haber - gölbaşı haber - 365 haber - 44 haber - 73 haber - 77 haber - aksiyon haber - arşiv haber - bir haber - channel haber - karadeniz haber - özet haber - port haber - sosyal haber - haber yazıyo - haber yelkeni - hemen haber - istanbul haber - istanbul son haber - kandıra haber - kars manşet haber - kayseri manşet haber - magazin tv haber - merzifon haber - nesil haber - news haber - onay haber - ordu manşet haber - şafak haber - samsun manşet haber - sarıyer haber - sarıyer son haber - sky haber - tarım haber - taşova haber - trabzon manşet haber - video haber - yükseliş haber - zafer haber - küre haber - haber - haber - anadolu haber - antakya haber - çarşamba haber - aksiyon haber - haber turu - ulusal haber - internet gazetesi haber - millet gazetesi haber" - moda haber -organik haber -smart haber -terme haber - zara haber
sponsor reklam
‘Alçakgönüllü bir varoluşa dikkat çekmek istiyorum’
87 okunma

‘Alçakgönüllü bir varoluşa dikkat çekmek istiyorum’

ABONE OL
16 Mart 2025 14:08
‘Alçakgönüllü bir varoluşa dikkat çekmek istiyorum’
0

BEĞENDİM

ABONE OL

Ümran Avcı –Ferdi Çetin’in yeni kitabı “Yedinci Günün Karanlığı”nda alışılagelmişin dışında bir okuma vadediyor. Kapağı açtığınızda bir şiir kitabını elinizde tuttuğunuz hissi doğuyor. Oysa içindekiler şiirsel bir dil ve biçimle yazılmış 11 öykü. Okur gerçeküstülük, gotik metinler ve betimlemeler arasında dolaşıyor. Başsız bedenler, yatağında uyurken silinip gidenler, kökleri dışarıda yürüyen ağaçlar, bir mendil içinde ya da avuçta tutulan gözler, bir duvarı kayıp odalar… Hikâyeler son öykünün başlığından ilhamla, ‘insanlığın büyük verandasından’ bakıp gördüğümüz dertlerle ilgili: Madenciler, görmezden gelinenler, düşünce suçluları, ruhları ve bedenleri sakatlanmışlar… Ferdi Çetin, az sözle çok dert anlattığı öykülerinde, ‘eskimiş ellerin çaresizliğine, ‘apartman ağızlıların’ bitmek bilmez söylevlerine, ‘paslı kulakların’ yılgınlığına, ‘buruşuk sessizliklerin’ ortasına bırakıyor okuru. Bıraktığı yerden de düşünmeye davet ediyor istemsizce…

Haberin Devamıclass=’medyanet-inline-adv’>

Kitabın biçimiyle başlayalım isterseniz. Büyük harf yok, virgülden başka noktalama işareti yok. Mümkün söylemlerin dışında kurgu ve dille yarattığınız bir öykü dünyasına davet ediyorsunuz okuru.

Gertrude Stein beni çok etkilemiştir. O noktanın dilin önüne bir sınır koyduğunu, düşünceyi kestiğini söyler ve virgülü de büyük ölçüde reddeder. Ama benim virgülle ilişkim biraz farklı; virgül benim için düşüncenin nefes aldığı bir alan. Noktanın getirdiği o katı sonlanışa karşı bir direnme noktası gibi görüyorum virgülü. Cümleyi bitirmeden, sözü kesmeden, sürekli genişleyip akan bir anlam oluşturmanın aracı virgül benim için. Kitaptaki dilin de tam olarak böyle kurulmasını istedim; sabit değil, sürekli devinen, hep bir boşluktan diğerine sıçrayarak ilerleyen bir metin olsun istedim. Bu yüzden de büyük harfi ve diğer noktalama işaretlerini devre dışı bıraktım. Böylece anlatım sürekli genişliyor, hareket ediyor, kendi sesini arayıp bulmaya çalışıyor ve tabii ritmin peşinde bir arayış bu…

Haberin Devamıclass=’medyanet-inline-adv’>

Hikâye kahramanlarının isimleri alışılagelmişin dışında. Daha çok mitolojik ya da lakap gibi. Golem Bey, Baytar Bey, Besalet Bey, Nevit Bey, Atom Bey, Hallaç Bey…

Evet, isimler önemli benim için. Öyküyü yazmaya başlamadan önce ilk işim isimleri bulmak oluyor. İsim benim için sadece bir ses değil; hikâyenin kendisini kuran bir şey. Onları bir müze gibi düşünüyorum ama öyle sessiz, hareketsiz duran değil; içlerinde hep bir devinim olan, kendi yankılarını yaratan, metnin içinde var olan ve yaşayan isimler. Bazıları çoktan unutulmuş ya da unutulmaya yüz tutmuş isimler. Bazılarıysa bir meslekten, bir lakaptan geliyor ve bu hâliyle metne hem nostaljik hem de ironik bir ton katıyorlar. Bu isimler öyküde sadece karakterleri temsil etmiyor; aynı zamanda hafızanın, tarihin, hatta unutulmuşluğun da sembolü olarak işlev görüyor.

Karakterler yatağında kayboluyor, ufalanıyorlar. Kimisi toz olup dağılıveriyor. İnsanların doyumsuz iştahına, iflah olmaz hırsına karşı fanilik hatırlatması diye mi okumak lazım?

Haberin Devamıclass=’medyanet-inline-adv’>

Kesinlikle öyle okumak da mümkün. Karakterlerin çoğu bir anda silinip gidiyor, toz olup dağılıyor, insanın faniliğini hatırlatıyor bize. Günümüz insanının doymak bilmeyen tüketme iştahı, sınırsız hırsları karşısında aslında ne kadar kırılgan, geçici olduğumuzu hatırlatan öyküler. Yatağında kaybolan, sabah bir anda yok olan, ufalanan karakterler; aslında her gün yaşadığımız unutulmuşluğu, yok oluşu simgeliyor. Faniliğimiz karşısında daha alçakgönüllü ve düşünceli bir varoluşa dikkat çekmek istiyorum diyebilirim. Bir gün bir cenazede duymuştum, “gezerken gezerken kaybolur insan” demişti biri… Mütevazı yok oluş hikâyeleri bu anlamda.

‘Bir dil yok olduğunda, aslında bir dünya da yok oluyor’

Kahramanlar yaşı geçkin, bir uzuvları eksik ya da sakatlanmış, bedensel kusurları olanlar…

Ben eksiklik kavramını önemsiyorum; aslında tüm metinlerimde eksiklikleriyle var olmaya çalışan insanları anlatıyorum. İnsan taş gibi değil; en küçük parçasını kaybetse bile asla eski bütünlüğüne kavuşamıyor. Karakterlerin çoğu yaşlı, eksik, bir şeyini yitirmiş insanlar. Bastonlarıyla, bedensel kusurlarıyla, hayatla hep bir adım geriden ilişki kurmaya çalışıyorlar. Çünkü hayat, eksikliğiyle var olan bir şey. Hepimiz hayatımız boyunca bazı şeyleri kaybediyoruz ve o kayıplarla yaşamayı öğreniyoruz. Karakterlerimin bu eksiklikleri sadece bedensel değil; bellek kayıpları da yaşıyorlar, belki de bu kayıpların en ağırı oluyor ve bu eksikliklerle hayata tutunmaya çalışıyorlar.

Haberin Devamıclass=’medyanet-inline-adv’>

‘Unutturulmuş’ diller meselesi de öne çıkıyor. 

Dil hep üzerine düşündüğüm bir mesele. Dili unutmak, kimliği unutmak demek. Bir dil yok olduğunda, aslında bir dünya da yok oluyor, bir hafıza siliniyor. Golem Bey karakteri tam da bunu anlatıyor bize; ‘unutturulmuş diller kürsüsü’ aslında dilin yok edilmesinin ne kadar kolay ve ne kadar tehlikeli olduğunu simgeliyor. Onun hikâyesi, bir dilin kaybolmasıyla birlikte, kimliklerin ve gerçekliğin nasıl sessizce yok olabileceğini gösteriyor bize.

Haber Kaynak : MILLIYET.COM.TR

“Yayınlanan tüm haber ve diğer içerikler ile ilgili olarak yasal bildirimlerinizi bize iletişim sayfası üzerinden iletiniz. En kısa süre içerisinde bildirimlerinize geri dönüş sağlanılacaktır.”

En az 10 karakter gerekli


HIZLI YORUM YAP